- sermayesizkedi
- 16 Şub 2025
- 1 dakikada okunur
Yazmak zorundayım. Yayınlatma ihtiyacı duymadan yazmak. Neden? Hayatta istediğim hangi hayalim varsa gerçekleştiği anda başıma bela oldu. İsmini hatırlayamadığım filozof "sıkıntıdan daha büyük sıkıntıya" şeklinde açıklamışsa da tam olarak bu değil benim durumum. Şartlar beni yazmaya sevk ediyor. Hazırlamak zorunda olduğum evrak, ders anlatmak zorunda olduğum öğrenciler, geçindirmek zorunda olduğum ev. (sadece maddi olarak değil) Bütün bunlar başkalarının nimeti, hayali, arzuları olabilir fakat benim yazmaya devam etmede vesilelerim. Bütün bunlara rağmen, bunlarla çatışarak, bunlar için yazmak zorundayım. Hiç kimse ne yapmak istediğimi anlamasa da. "Önce yap sonra açıklarsın," diyen İsmet Özel'in bu sözüyle daha erken karşılaşmam gerekirdi. Çünkü herkese anlattım ne yapmak istediğimi ve elimden alındı bütün bunlar. Fakat yazı öyle bir şey ki elinden alınanlarla besleniyor. Yani elinizden alınan yazı olsa dahi yazma isteğiyle dolup taşıyorsunuz. O yüzden elimde bir tek yazı kaldı. Diğer başka ne istediysem zıddına döndü. O yüzden hiçbir şey istemiyorum. Yazıda bela yok mudur? Her şeyden daha çok. Fakat yayınlatma konusunda ortaya çıkıyor bu sorun. O yüzden bir kitabımın çıkıp çıkmaması konusunda tereddüt ediyorum. Tereddüt varsa yarım da olsa istek yok mudur? İnsan nedirin yanıtı buradadır işte. Yalan söylemesinde.




